

YEŞİL GEMEREK, KIRAÇ GEMEREK: BİZ BUNUN NERESİNDEYİZ?
Gemerek'imizin manzarasına şöyle bir baktığımızda, gözlerimizi iki zıt tablo karşılıyor. Irmak Bucağı köyleri, yemyeşil örtüsüyle insanın içini ferahlatırken; Boğaz köyleri ise kıraç, bozkır bir görünümle karşımızda duruyor. Peki, nedir bu iki yakayı birbirinden bu denli ayıran? Havasından mı, suyundan mı, toprağından mı kaynaklanıyor bu fark? Yoksa asıl mesele, insan kültürü ve ağaca bakış açımız mı?
Gemerek'imizin manzarasına şöyle bir baktığımızda, gözlerimizi iki zıt tablo karşılıyor. Irmak Bucağı köyleri, yemyeşil örtüsüyle insanın içini ferahlatırken; Boğaz köyleri ise kıraç, bozkır bir görünümle karşımızda duruyor. Peki, nedir bu iki yakayı birbirinden bu denli ayıran? Havasından mı, suyundan mı, toprağından mı kaynaklanıyor bu fark? Yoksa asıl mesele, insan kültürü ve ağaca bakış açımız mı?
Ne olursa olsun, şu gerçeği kabul etmeliyiz: İnsanımızın ağacı sevmesi, koruması ve ona sahip çıkması gerekir. Yağmur duasına çıkmaktan daha etkili, daha kalıcı bir dua var mıdır? Ağaç dikmek, toprağı yeşille buluşturmak, en güzel ve kabul olmuş bir niyaz değil midir?
Boğaz köyleri için ayrıca bir söz söylemeyelim belki, ancak şunu net olarak görüyoruz: Gemerek'in Irmak Bucağı köylerinde bir ağaç sevgisi, bir ağaç kültürü hâkim. Ağacın erozyonu önlediğini, yağmuru çektiğini, havayı temizlediğini ve daha sayamayacağımız onlarca faydasını biliyoruz. Beşikten mezara kadar ağaçla iç içe olduğumuzu da biliyoruz, ama nedense onu korumak ve çoğaltmak konusunda aynı hassasiyeti gösteremiyoruz.
Örnek mi? Bulgaristan'daki Deliorman bölgesi tam bir ağaç denizidir. Öyle ki, orada bir duvar dibinde veya yol kenarında tek başına duran bir ağaç bile, "Bu niye burada duruyor?" denilerek yadırganmaz, aksine kıymet bilinir. Oysa bizim yurdumuzda, son yıllarda ne yazık ki orman yangınları neredeyse moda haline geldi. Söndürülemez bir ihmaller silsilesine dönüştü.
İşte size çok acı ve yakın bir örnek: Karagöl köyümüzde dikilen dört fidan, önce susuzluktan kurumaya terk edildi. Ardından, bir ihmal sonucu çıkan yangınla geriye kalan 250 fidan da alevlere teslim oldu. Peki, yetkililer neredeydi? İlgililer bu işin neresindeydi?
Biz "Yeşil Bir Gemerek" derken, bütün dağlarımızın, tepelerimizin ağaçlarla şenlenmesini hayal ediyoruz. Bu sadece bir çevre meselesi değil, geleceğe bırakacağımız en değerli mirastır.
Ben şahsen, ömrümü sivil toplumun içinde geçirdim. Birçok dernekte görev aldım. Şu anda da Ankara Gemerekliler Derneği'nde yönetim kurulundayım. Ancak soruyorum: Bulunduğum dernek dahil, diğer illerdeki Gemerekliler dernekleri bu işin neresindeler? Köy derneklerimiz sadece tabela sevdasında mı? Onlardan beklentimiz, memleket hasretini gidermenin ötesine geçip, topraklarımıza can suyu olacak projelere imza atmalarıdır.
Gelin, bu duyarsızlığı Gemerek Gündem Gazetesi öncülüğünde hep birlikte aşalım. Unutmayalım ki; bugün diktiğimiz her fidan, yarının nefesidir. Yeşil bir Gemerek için el ele verelim.
Ömer TURAL
-
0 -
0 -
0 -
0 -
0
- 0 Yorum
-
Yorumu Gönder